Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Avrupa Eğitim Tarihi
Yazar Mesaj
seyhanlı Çevrimdışı
Moderator
*****

Mesajlar: 1,285
Katılma Tarihi: Jun 2008
Rep Puanı: 0
Mesaj: #1
Avrupa Eğitim Tarihi
Avrupa Eğitim Tarihi

ANTİK ÇAĞDA EĞİTİM İDEALİNİN GENEL GELİŞİMİ
Eski yunan kaynaklarının bildirdiğine göre eğitim tüm Yunanistan’da bir birliğe kavuşturmayı amaç edinilmiştir. Güzel bir vücut zihni gelişme, ruh ve ahlak temizliği Yunanistan’ın Makedonyalılar tarafından istila edilmesiyle bu yunan eğitimi büyük ölçüde değişti ve geleneksel eğitim yeni kurumlara devredildi. Yunan eğitim sistemi Romalıların devralmasından sonra bir kez daha değişti ve Jimnastik unsurunun yerini felsefe aldı. Antik Yunan eğitim ideali ancak Rönesans hareketi ile birlikte tekrar ele alındı ve hümanist eğitim görüşleri ortaya çıktı.

Eski yunan kaynaklarının bildirdiğine göre eğitim tüm Yunanistan’da bir birliğe kavuşturmayı amaç edinilmiştir. Güzel bir vücut zihni gelişme, ruh ve ahlak temizliği Yunanistan’ın Makedonyalılar tarafından istila edilmesiyle bu yunan eğitimi büyük ölçüde değişti ve geleneksel eğitim yeni kurumlara devredildi. Yunan eğitim sistemi Romalıların devralmasından sonra bir kez daha değişti ve Jimnastik unsurunun yerini felsefe aldı. Antik Yunan eğitim ideali ancak Rönesans hareketi ile birlikte tekrar ele alındı ve hümanist eğitim görüşleri ortaya çıktı.
I. ANTİK YUNANDA EĞİTİM:

Krallık Devrinde Yunan Eğitimi (M.Ö. 1100.750)

Toplumdaki mevcut sosyal tabakalaşmaya uygun olarak eğitimde de şu ikili ayrım kendisini göstermektedir. Asiller eğitimi ile Köylüler Eğitimi.Bu devrin asilzade yunan eğitimini “Kahramanlık” ideali teşkil etmektedir. Buda kuvvet, beceriklilik şan, şeref vb. unsurları içermektedir ve yunan eğitiminin görevi de bu unsurları geliştirmektir. Bilinçli olarak uygulanan bu eğitim yalnızca asiller tabakası için söz konusudur. Bu da vücudun disiplinleştirilmesi, ruhun cesur bir duruma sokularak çevik bir savaşçı yetiştirilmesini amaç edinmiştir.Köylülük ise asiller kültürünün dışındaki bir unsuru teşkil ediyordu. Burada asillerin egemenliği yani güçlü olanın egemen olacağı görüşüne karşı çalışkanlık ve haklılık esas ilke olarak alınmıştır. Burada asillerin savaşçılığı yerine, yaratıcılık esasındaki yarışma geçmektedir. Böylece demokratik bir eğitim ideali ortaya çıkmış olmaktadır.

Yunan Şehir Devletlerinde Eğitim (M.Ö 750-400)

Balkan yarımadasında ekime elverişli toprakların artık dar gelmeye başlaması küçük Asya kıyılarına geçilmesi gibi nedenlerden dolayı Yunanistan yarımadasında çok sayıda şehir devletleri (Polis) kurulmuştur. Çok sayıdaki polisler içerisinde iki tanesi dünya tarihi yönünden özellikle önem kazanmıştır. Savaş devleti Isparta ili, kanun devleti Atina.

Isparta Şehir Devletinde Eğitim
Isparta şehir devleti bugünkü mora yarımadasında bir tarım devleti olarak yer almıştır. Söz konusu şehir devletinin sosyal yapısı eğitim ve öğretim sistemini kuvvetli bir şekilde etkilemiştir. Gerek baskı altındaki yerli halka ve gerekse dıştan gelecek tehlikelere karşı savaşa hazırlıklı olma, azınlık teşkil eden bu sosyal sınıfın tek hayat amacı haline gelmiştir. Onun için de Isparta’da barış devrelerinin hayatı bir nevi savaşa hazırlık okulu karakterini kazandı. Eğitim ve öğretim askeri bir karaktere sahipti. Bu yüzden yeni doğan çocuklardan yalnızca kuvvetli olanlar hayatta bırakılmakta, zayıf yapılı olanlar öldürülmekteydi. Yedi yaşına kadar ailelerin yanında kalan çocuklar, yedi yaşından itibaren devlete ait eğitim kurumlarına bırakılır ve otuz yaşına kadar savaş ve devlet işleri üzerine eğitim alırlardı. Vücudu kuvvetlendirme ve savaşa hazırlama eğitimine önem verildiği için yazma ve hesap işleri ihmal edilmiştir. Bu yüzden de Isparta’da bilim felsefe pek fazla gelişmedi. Isparta’da kız çocukları ile sıkı bir askeri yetiştirmeye tabi tutuluyorlardı. Sert beden hareketleri ile geliştirilen bu bir kadın vücudu, sıhhatli ve kuvvetli bir anne yetiştirmenin ilk şartını teşkil ediyordu.

Atina Şehir Devletinde Eğitim (M.Ö 509-404)
Isparta’nın zıddı olarak, Atina ileri bir ticaret ve endüstri devleti idi. Ve Atina demokraside çeşitli demokrasi biçimlerinden birisidir. Tüm aydınlanma dönemlerinde olduğu gibi Atina demokrasi devletinde de öğrenme işine büyük önem verilmişti. Öğretim entelektüel bir formasyon kazandırmayı amaç edinmişti. Atina’da entelektüel eğitimi vermek bir devlet işi olarak değil özel kişilerin işi olarak serbest bırakılmıştır. Bu ihtiyaca cevap vermek üzere bir çok yerde matematik, felsefe reterik hocaları, okullarını açmaya başladı. Böylece Atina rasyonalist bir eğitim öğretim sağlayan okllar şehri manzarası aldı. Çocuklar yedi yaşından itibaren evde yada özel bir okulda ders almaya başlarlardı. Erkek çocukları okula götürülüp getirilmeleri ile de pedagog adı verilen köleler sorumluydu. Çocuklar jimnastik derslerini paidotriklerden alıyorlardı. Okullardaki bu temel derslere ayrıca hesap dersleri eklenirdi. Müzik ve jimnastik eğitimi devlet tarafından inşa edilen ve kontrol edilen yalnızca palestralarda yapılırdı. Gençlerin eğitimi iki yıllık bir ephede devri ile yani iki yıllık silah kullanma, nöbet tutma ve diğer kışla hizmetlerini kapsayan bir askeri hizmet devri ile sona ererdi. Atina’da gençler onsekiz yaşında erkekler birliğine, yirmibir yaşında yeniler ve kırk yaşından itibaren de olgun erkekler sınıfına katılırdı.

II. YUNAN EĞİTİMİNDE FİLOZOFLARIN ETKİLERİ (M.Ö 5.yy)

Yunan eğitimi M.Ö 5.yy’de yani gelişmelere gerekli cevabı veremeyecek duruma düştüğü için bunun yeniden temellendirilip geliştirilmesi bir zorunluluk halini almıştı. Geliştirilecek bu yeni zihniyet reformunun en etkili isimleri arasında ise Sokrates ve Platon’u sayabiliriz.

Sokrates (M.Ö 470-399)

Sokrates M.Ö 470-399 yılında Atina’da doğdu. Kısa bir süre heykel traş olarak çalıştı ve sonra felsefe ile uğraşmaya başladı. Öğrenimini sofistlerin yanında yaptı. Sofistlerin düşüncelerine karşı kendi düşüncelerini geliştirdi. Halkın tümüne ders vermeye başladı. Ancak Tanrılara saygı duymamak ve yeni Tanrılar öne sürme suçuyla idam edildi. Sokratesin fikri çalışması tesadüfi olan görünüşlerin bireysel, varlıkların gerilerine yöneltmiştir. O göreli olmayan geneli geçerliliği olan kavramları kabul etmiştir ve en önemli sorun olarak da insan zihnini bu geçerliliği olan hakikatleri kavramaya yeterli olup olmadığının saptanması olmuştur. Sokrates bir öğretmen olarak böyle genel geçerliliği olan kavramların bir bilgisini kazandırmak için ise kendine özgü iki metod geliştirmiştir. Bunlar;a) İroni Kademesi: Burada Sokrates konuşmak için karşısına aldığı gençlerin emin olarak inandıkları bilgileri sorular sorarak sarsmaya çalışıyordu. Sokrates bunu kişilerin sahip olduğu bilgilerin yarım, temelsiz yada tamamen temelsiz bilgiler olduğunu koymak istiyordu. b) Doğurtma Kademesi: Karşısındakinin sağlam zannettiği bililerini sarstığını öğrenince Sokrates hemen bilgi ve erdemleri konuşma yoluyla, karşısındaki konuşmacıların kendilerinin bulmalarına çalışırdı. İşte bu tarzda bir aydınlanmak amacıyla gençler ve özellikle Aristokrat tabakası Sokratasin etrafında toplanır. Mutlak geçerliliği olan ahlaki hakikatler ve politik sorunlar üzerine emin bilgiler edinmeye çalışıyorlardı.

Platon (M.Ö 427-347)

Platon Aristokrat bir ailenin bir çocuğu olarak MÖ.427 yılında Atina’da doğdu. Politikaya karşı büyük bir ilgi duymasına karşı Atina devlet düzeni içinde bu arzusunu gerçekleştirememiş ve kendisini yazı işlerine vermiş. Sokratesin trajik bölümüne kadar ondan felsefe dersleri alan Platon M.Ö. 387’de Atinada kendi felsefe okulu olan Akademia’yı açtı. Akademia’da öğretim parasız olarak yapılıyor. Kurum serbest yardımlar ile yaşatılıyordu. Akademia’yı günümüzün üniversiteleri görmek mümkündür. Platon eğitim konusundaki düşüncelerini devlet kanunları ve yedi mektupta açıklar. “Devlet” adlı eserinde Yunan şehir devletindeki vatandaşların mutlu bir hayata kavuşabilmeleri için toplumun Ütopik esasta yeniden kurulması taslağını çizer. Filozofların kralların filozof olduğu bu mükemmel devlette tüm olarak insan eğitimi karakter eğitimi, beden eğitimi, estetik eğitim, mesleki ve felsefi eğitim içindeki kademelerden oluşur. Çocuk doğduktan sonra yabancı anneler tarafından emzirilir. Yedi yaşına geldiğinde eğitim, vücut bakımından oyun ve masal devresine geçer. On yaşında jimnastik eğitimi verilir. On sekiz yaşında okuma yazma ve müzik eğitimi verilir. Yirmi yaşında askeri eğitim ve otuz yaşında devleti yönetme yetkisi verilebilir. Elli yaşında ise bu kademelere geçmiş olanlar artık filozof olmuşlardı. Platon, eğitim anlayışının diğer bir özelliği de devlet yoluyla devlet için olmasıdır.

III. HELLENİZM DEVRİNDE EĞİTİM (M.Ö 323-31)

Hellenizmin Genel Karakteristiği Kültür tarihi yönünden Hellenizm adı verilen bu devir Yunanlıların bağımsızlıklarını kaybedişinde Roma Devletinin Kuruluşuna kadar sürer. Bu dönemde Yunan hayatı bir şehir hayatı idi. Bu nedenle de imparatorluğun bir çok yerinde Yunanlılar tarzında şehirler kuruldu. Atina Hellenizm devrinde hala en önemli bir merkez olarak kaldıysa da tek kültür merkezi olmaktan çıktı. Bunun yanında İskenderiye, Bergama, Rodos ve daha sonra da Roma gibi kültür merkezleri kuruldu. Bunlar arasında İskenderiye özellikle bir araştırma ve öğretim merkezi olarak büyük kitaplı ve dökümanları ile büyük bir ün kazanmıştır. Yine bu dönemde filozofi, tabiat bilimleri, matematik vb ilimler büyük bir gelişme gösterdi.

Hellenist Devirde Okullar

Hellenist devirde kültürel hayatın gelişmesi, eğitimin entelektüelleştirilmesine ve bu nedenle de okulların önem kazanmasına yol açtı. Devlet tarafından olduğu gibi şehirler ve vakıflar tarafından da çok sayıda okul kuruldu. İ

İlkokullar:
çoğunlukla şehirlerde kurulmuştur. Hem erkek hemde kız çocukları için açılan okullar vardır. Bu okullarda verilen temel eğitim okuma ve yazma, resim, müzik jimlastiktir. Bunlarda müzik ve jimlastik ikinci kademede yer alırdı. Okul ders kitapları resimlendirilmiş olarak yazılmıştır.

Ortaokullar:
10 ila 12 yaşlardaki öğrencilerin devam ettiği okullar herşeyden önce klasik Yunancanın öğretilmesine hizmet etmiştir.

Liseler :
Başlangıçta yanlızca cimlastik teriminin yapıldığı yerlerden bu cimnazlar M.Ö 4.yy’dan itibaren buna ek olarak birer kültürel yetiştirme yurtları haline gelmeye başlamıştır. Hellenizm devrinde ise bu Cimnazlar genellikle büyük spor salonları, dershaneileri, kitaplıkları dan yüksek genel öğretim kurumları halini aldılar. Bu okullarda klasik devrdin zıddı olarak beden eğitimi ve askeri eğitim artık önemsiz bir hale gelmiş sofistiklerden alınan gramer retirik, dialikti önem taşır hale gelşimtir.

Yüksek öğretim kademeleri
Hellenizm devrinde yüksek bilimsel öğretim ilk kademesini bir genel formasyon oluşturmuştur. Günümüzde kadar ki Avrupa liselirinin formasyon ideali buna bağlı olarak devam ede gelmiştir. Bu genel formasyon programı daha sonraki deverelerde yedi serbest sanat adını alarak yayılmıştır. Kapsadığı bilim dalları ise Gramer, Retenik, dialektik Aritmetik Geometri. Astronomi ve Müziktir. Atina klasik devrinde olduğu gibi hellenizm devrinde de yüksek öğrenim görnmek isteyen gençler ya bir sofistden ya bir Hadipden ders alır yada bir felsefe okuluna devam ederlerdi. Hellenizm devrinin felsefe okuluna devam ederlerdi. Akademiciler peripatikçiler ve epikürcüler,Helenizm devrinde yüksek öğretim kurumları olarak ayrıca Retorik okullar açılmıştır. Bu reterik okulları gerek felsefi gerekse diğer belirli bilim dallarının ansiklopedik öğretimini bir yana bırakarak sanatkarlığa diğer ulaşan derecede yüksek bir reterit beçeri kazandırmaya hizmet ediyordu. Yüksek reterik okullarındaki dersleri tek tek öğretmenler tarafından verilirdi. Bu öğretim kademelerinden geçmiş olan bir kişi ise antik çağda büyük birr itibara sahip olurdu.

Hellenizm’de Yeni Okullar Atinada kurulan bu yeni okullardan Eğitim tarihi yönünden özellikle şu ikisi çok önemlidir. Stoacılar Okulu ile Egikörcüler Okulu

Stoacılar Okulu:
Stoacılar okulu M.Ö. 300 civarında Atina’da Kition’lu Zenon tarafından kurulmuştur. Ve M.S. 6yy kadar bulmuş bir felsefe okuludur. Steo okulu yaşlı, orta ve genç stoa olmak üzere üç devreye ayrılmıştır. Stao felsefesinde yine Mantık fizik ve Ahlak olmak üzere 3’e ayrılmaktadır. Mantık ve fiziğe önem vermişler ise yanlızca ahlakı sağlam bir temel kazandırmak içinden ahlak görüşlerinin temelinde ise Tabiata uygun olarak yaşamak ve bu stealıların dilinde akla uygun9 olarak yaşamaktadır. Buna göre insanlar şu 2 gruba ayrılır. - Akla göre hareket eden bölgeler - Tutkularna göre kolayce harekete geçebilen ve ıstırabın pençeresinde kıvranan deliler Karakter eğitimin de büyük önem veren steacı görüş daha sonraları İngiliz aristokrat eğitimi üozerinde büyüak etki yapmıştır.

Epikuras’çular Okulu
Okul kendi adın kurucusu olan Sames’lu Epikuras’dan almıştır. M.Ö 300 yılında kurulan okul Rokada İmparatorlar devrine varıncaya kadar taraftar bulmuştur. Epikuras’un kurduğu bu okul bir çeşit külür özelliği taşadığı için kurucusuna bir nevi put gözü ile bakılır ve bağlı kalınırdı. Epikures her türlü bilgiyi duyumu indirger, bu nedenle onun bilgi teorisi tutarlı bir sansürlizmi temsil eder. Temel duruşu dine karşıdır ve aydınlanmacı bir görüş açısını temsil eder. Bununla birlikte Epikurecler mitolojileri halka karşı ılımlı bir dille açıklamaya çalışmışlardır. Okullardaki manevi hava ise her zaman için neşeli şakacı ve birbirlerinin tüm anlamıyla yardımlaşma ilkesi üzerine kurulmuştur

ANTİK ROMADA EĞİTİM

Eski Roma Eğitimi Eski Roma Eğitim amaçı her şeyden önce iyi vatandaş yetiştirmektir. Bu görev ailenin omuzlarına yüklenmiştir. Erkek çocuklar belli bir yaştan itibaren babalarının bir çırak gibi onun yanında çalışırlar. Kızlar ise evde annelerini yanında ev işlerini öğrenirlerdi. Demek oluyor ki anne-baba çocuklarını kendi elleriyle hayata hazırlardı. Bu tip bir eğitim her hangi bir özel kurum ve teoriye luzum görülmeksizin yürütülmekteyedi bu nedenle Eski Romada herhangi büyük bir pedeggi teorisi ve herhangi bir dialektik sistem ortaya çıkmamıştır.

Roma Eğitimine Yunan Unsurlarının girmesi

M.Ö.3 yy.’dan tibaren yunan kültüre edebiyatı ve eğitim Romaya girmeye başladı yunan kültürünün yayılmasına karşı alınan tedbirler mesela yunan filozoflarının sınır dışı edilmesi gibi fazla bir başarı sağlamadı Romada aileler Yunan Hocalar tutuyor. Yunan dili aristokrat tabakanın dili olmaktaydı. Bu nedenlerdirki Romada Yüksek öğretim gitgire dille yapılmaya başladı.

Romada Okullar Romadaki Okul sistemi için karakteristik olan nokta Eğitim ve öğretim gerek birey gerekse devlet için işe yarar ve faydalı olarak .bir yönden düzenlenmiş olmasıdır , Romada M.Ö 425’te çıkarılan bur kanunla da okul açma hakkı yanlızca hükümetin yetkisine bırakıldı. Özel okul kuruluşları yasaklandı

İlkokullar:
İlkokullar hocalarının ders verdiği bu okullar Romada Cumhurriyetin kurulmasıyla oluşmaya başladı. Bu okullarda okuma ve hesap öğretilmekte, hukuk sorunları ele alınmaktaydı. M.ö 146’dan itibaren Yunan kültür unsurlarının Romada artan etkisine paralel olarak yunan örneğine uygun iki tür kamu okulları açıldı.

1. Gramer okulları 12-16 yaş gençlerin devam ettiklmeri birer orta öğretim kurumlarıdır. Bu tür okullarda önce Yunanca, daha sonra latince öğretilirdi. Öğretimin esasını yedi serbest sanat teşkil ederdi.

2. Reterik Okullar Romanın politik ve hukuk hayatında reteriğin büyük bir önem kazanması yüzünden gramer okullarını verdiği eğitim artık yüksek sınıfların ihtiyacını karşılayamaz olmuştur. Bu nedenle de yeni Reterik okulları açıldı. Bu okullardan mezun olan aristokrat tabakası daha yüksek bir öğretim almak isterse Atina, İstanbul ve Antakya’ya giderlerdi. Roma daki düşünürlerde Eğitim Sorunu

MARCUS TULLIUS CİCERO (M.Ö. 106-43)

Romadaki düşünürler arasında eğitim ve öğretim konularında önemli olanların başında Licero gelmektedir Liçero Yunan’ın harmonik eğitim ideali ile Roma’nın pratikçi özünü ve dünya vatandaşlığı zihniyetini senteze sokarak insani mükemmelliğe erişmeye çalışmıştır. Liçero insanı akla sahip bir varlık olarak, yani eğitilmeye eğimil bir varlık olarak kabul eder ve ona göre eğitim daha ilk çocukluk devresin de başlanmalıdır. Bunu izleyen kademe de ise hafıza kültürüne önem verilmelidir. Gençlere ise herşeyden önce kehdilerini ölçüsüzlükten ve aşırılıktan korunmaları ve yaşlı insanlara karşı saygılı olmaları öğretilmeledir. Liçero’ya göre Yunan dilinin öğretilmmesi de çok önemlidir. Politik bilimlerin öğretilmesine ise gençlik devrinde başlanması gereği üzerinde durur. Liçero bu arada yunan jimnastiğini reddeder bunun başlıca nedenide Yunan Gymnaicn (liseler)larındaki ahlaksız tutumların meydana gelmesine bağlar.

ANTİK HRISTİYANLIK İLE ORTAÇAĞDA EĞİTİM

Antik Hiristiyanlıkta eğitim
Antik Hristiyanlıkta Okullar


M.S. 313’e gelinciye kadar Antik Hristiyanlıkta Eğitim aile içinde yapılmaktadır. Bu eğitim Kilise Babalarının Eğitim konusunda yazdığı Eserler doğrultusunda yapılıyordu.

KAŞETET OKULLARININ KURULMASI

Hiristiyanlığa hoş olan okullarlar ilk defa vatfiz’e hazırlık yapmak üzere dini dersler veren Kateşet Okulları’nın açılması ile başlar İlk Hrıstiyanlık kateşet okulu M.S 2yy’da hiristiyanlığı yaymakla görevli personel yetiştirmek için kurulmuştur. Bu okulların dışında Hıristiyarda pagon hacolardan ders almak zorunda bulunuyorlarndı. Roma İmpatatorlu<ğunun devlet kurumu haline sokulan yüksek okullarından ise ancak IV. V. Yy. itibaren Hiristiyan öğeretmenler yer almaya başlamıştır.

Ortaçağda Eğitim
Orta çağın düşünce sistemi eğitimide sikolastik ile karakterize edilir. Bu yönüyle ortaçağ kendinde önceki ve sonrakı devirlerden temelli olarak ayrılır. Skolastikte söz konuisu olan şey modern anlamda bir araştırma yapmak değil geleneksel olarak devam ettirilien ve hakikkat olarak kabul edilen şeyleri öğrencilere kabul ettirmektir. Ornta çağ süresince bütün yüksek okullar bu metoda bağlı kalmışlardır.

Manastır Okulları
Ortaçağda asbkeri manastırlar kendi faaliyetleri için gerekli genç elamanları bağlı oldukları karikat ilkelerine göre yetiştirmeyi sağlayacak okullar açmışlardır. Bu okullara yeni başlayanlar önce okuma-yazma ve hesap gibi temel bilgileri kazanırlardı. Manastır mensupları antik çağdan kalma matematik, astronomi, dialektik gibsi bilimlerin kafir ilimler olarak adlandırmışlar ve bunları Hiristiyanlık rengine boyamışlardır. 9-10 yıl kadar süren bu eğitimler tamamen dini teorilere dayanmaktadır.

Sövalye Eğitimi
Orta çağın başında itibaren hakim olan klasik eğitim şövalyelikle yeniden bir dünyevi eğitime geçilmesi yol açkmış şövalyelik ilk defa Fransız kalelerinde ortaya çıktığı için ise ortaçağda Fransız şövalyeciliği diğerleri için örnek teşkil etmiştir.
Şövalyelerin eğitimi halk eğitiminin üstünde ve özel bir zümreye has idi. Şövalyelerinin eğitim ideali şu üçlü amaç edilmiştir:
Tanrıya Hizmet;
Efendiye hizmet
Kadına hizmet.
Esas alınan bu ilkeler gereğince her şövalye Tanrı için, Tanrının Kilisesi için ve Kutsal ülke (Palastina) için şavaşmakla görevlidir.
7-14 yaşlarında şövalye adayı henüz şövalye yamağı sayılırdı. 14-21 yaş araşı şövalye çırakları olurdu. 21 yaşından itibaren kilisede yapılan tören ile şövalmye derecesini alır ve yemin ederlerdi. Zümresel idareler ve zümresel görevlerle birlikte zümresel bir eğitim alan şövalye eğitimi de sona ererdi.

Şehir Okulları

Orta çağda 11. ve 12. yy’larda şehirlerin gelişmesi ile yeni başka eğitim ihtiyaçları kendini göstermiştir. Kilise ve vakıf okullarının yeterli gelmemeye başlaması şehir meclislerine girmeye isteyen aristokrat çocuklarının bu iş için uygun eğitim alma zorunluluğu bu okullarının kurulması sağlamıştır. Bu okullar anadilini öğretmeye baştalan bir seviyeden latinve öğretimine geçilerek bu seviyeye kadar öğrenim verirlerdi. Bu okullarda okuma ve yazma öğretirlerdi. Bu yüzden bu okullara yazı okullarıda denirdi. Din dernslerinin daha az yer aldığı okullarda disiplin çok kuvvetli ve sıkı idi.

Üniverzitelerin Kurulması

Ortaçağın yarattığı tüm öğretim kurumları içerisinden esas hatları ile günümüze kadar kalanlarını üniversiteler teşkil eder. 13. ve 14. yy larda bilimsel hayatta başlayan canlanış üneversitelerin kurulmasını desteklemiştir. İlk kurulan üniversiteler Padua, Paris, Cambridge, Oxford tur. Üniversiteler ilk kurulduklarında belirli bilim dallarına ağırlık vermişlerdir. Örneğin Bolokna Üniversitesinde Hukuk, İtalyada ki Salerno Üniversitesinde ise Tıp İlmi yer almıştır. Bu üniversitelerin devlet ve kilise tarafından tanınmış özel yasaları ve özel mahkemeleri vardı. Tıbki dğer mesleklerde olduğu gibi üniversitelerde öğretmenler ile öğrenciler bir usta çırak ilişkisi içerisinde bulunuyorlardı. Orta çağ Üniversitelerinde akademik öğretmi faaliyeti esas olarak takdir ve tartışmalard şeklinde yapılmaktaydı. Takdirde dini metin kitapları okur ve yorumlanırdi tartışmkalarda ise olağan ve olağan üstü olmak üzere iki şekilde uygulanırdi. Olağar tartışmalar her 15 günde bir yapılırndı. Derslerde ele alınan sornular tartışılırdı. Olağan üstü tartışmalar ise 2 yılda bir defa sorular sorular ışığında yapılırdı.

IV RÖNESANS DEVRİNDE EĞİTİM (15 ve 16.yy)

Rönesas terimi başlangıçta sanat tarihinden alınmıştır. Fakat bu deyimle bugün sadece güzel sanatlar alanındaki yenilikler değil daha geniş anlamda olmak üzere antik düşünce ve kültürün yeniden doğuşu yada yenileştirilmesi anlaşılır. Orta çağ antik kültürünün yanlızca hiristiyanlık süzgeçinden geçirilmiş şekli ile tanınıyordu. Rönesans ile antik kültür artık dolaylı yollardan değil doğrudan doğruya tanınıyordu. Böylece antik kültürden yeni bir hayat ideali ve uslubu alınmak istenmiştir. Rönesasın aradığı yeni hayat ideali ve uslubu yönündeki gelişmeler hayat ve dünyü görüşündeki ağırlık merkezini dini yönden estetik yöne kaydırdı. Aslıda dünya yeni keşfedilmiş değil ön plana sadece yeni görüş açıları ve değerleri geçmiştir. Rönesans devri için karakteristik olan nokta çeşitli alanlarda artık kendine has özelliklere sahip şahsiyetlerin rol oynamaya başlamasıdır.

HÜMANİZİN EĞİTİM İDEALİ

Hümanizim ve Rönesas birbirinden ayrılmazlar. Rönesans ile antik çağın güzel sanatları ile düşünce akımlarının yeniden çanlandırılaması anlaşılırken onun bir parçasını teşikil eden Hümaniz ile de daha çok antik çağıın edebi kültürel yönden yeniden şyaşanılması anlaşılır. Gerçeklikte her iki akımda birbirine bağlıdır. Rönesansın hayat idealine uygun düşün bu hümanist eğitim ideali çok yönlü yaratıcı bir düşüncedir. Amacı ise her yönüyle gelişmiş insandrır. Fakat aynı zamanda böyle bir eğitim ideali zorunlu olarak aristokratik bir karakter kazanmaktadır. Çünkü bu eğitim ideali çocuklara kazandırılacak bir şey olmaktan çıkmakta ancak edebiyatçılar ve sanatkarlar için bir ideal olmakatadır. Bu hümanist seçkinler eğitimi halk tabakalarının eğıitimine tamamen zıt bir tutum göstermektedir. Bu eğitim kendine şunu parola etmiştir.”Öz ve biçimde tamamen ve yanlızca antik çağda”Hümünizmin akımı ile eğitimin merkezine Tanrı veya Kilise dogmaları yerine insan geçmektedir. Böylece Rönesansın fertiyetciliği eğitim alanınındada yankısının bulmuştur. Din formasyonuna dayalı eğitim öğretimi ön plana çıkaran hümanizde antik kültür. Esas alınmakla birlikle ortaçağ kültür unsurlarıda tamamen atılmamaktadır. Bununla birlikte öğretim metodunda boş mantık oyunları yapmaya yarayan skolastik metod red edilmiş bunun yerine bilimsel verilere dayalı düşünce tarzı geçilirmek istenmiştir.

V ENDÜSTRİLEŞME ÇAĞINDA EĞIİTİM AKIMLARI

SOSYAL EĞİTİM
JOHANN HEINRICH PESTALOZZİ (1746-1827)
Pestalozzi sınırsız bir eğitici sevgi ve iyilik severlik duygularıyla dolu bir şahsiyettir. Onun büyüklüğü kendi eğitim düşüncelerini her türlü fedakarlıklara göğüs gererek gerçekleştirmeye çalışmasındadır. Daha başından itibaren Pestalozzi ‘ye göre eğitim sorunları kendi başına tecrit edilmiş olgulardan ibaret değildir. Bunlar sosyal, ekonomik, politik ve kültürel sorunlardır. Bu nedenledir ki ülkesinin genel, sosyal, ekonomik ve politik sorunları Pestalozziyi çok derinden meşgul etmiştir bu açıdan o bir ulusal eğitici olmak istiyordu çabalarının esas amacını ise eğitim yolu ile yeni bir toplumsal durum yaratarak yoksul halk tabakalarının kendi güç ve yeteneklerini geliştirmeyi, ekonomik kalkınma ile de ahlakı mükemelleşmeye erişmeleri sağlamak teşkil ediyordu. Pestaloziye göre eğitim ve öğretimin esas amacı aydınlanma devrinde kabul edildiği şekilde yanlızca akıl yönünden mükemmelleştirlmesi değil, daha çok insanların maddi sefaletlerden kurtarılması ve manevi yöndende bağımsız kılınmasıdır. Bu fikirleriyle o güçlü bir sosyal eğitimci olarak karşımıza çıkmaktadır. Pestalozzi genel ve şematik bir insan eğitimini değil fakat ferdi ve somut bir insan eğitimini talep eder. Bu eğitim insanların kendi içlerindeki özleri şekillendirecek tarzda olmalıdır. Onun için eğitimde önemli olan diğer bir unsurda çocuklara belirli bilgiler kazandıracak derslere önem vermek yerine, onlara bir aile havası içerisinde bir arada oluşlarının ilk duygularına tattırmak ve yeteneklerini nilk gelişimi sırasında onlarda kardeşlik duygusunu uyandırmak. Ahlakti duyguları canlandırmaktır.

EĞİTİCİ ÖĞRETİM
JOHNN FREIDICH HERBART (1776-1841)

Eğitimin amacını belirlemede ahlakin etkili olduğunu savunan Herbart eğitimi kendi içinde üç ana bölümde ele alır.
1.Öğretim :
Öğretim doğru ile çok yönlü ilgileri yaratmak ve ahlaki amacı gerçekleştirmeyi hedef edinir . Bu nedenle Herbart Eğitici Öğretim terimini kullanır. Öğretimin amacı Öğrencilere ele alınan konularda açık ve seçik tasarımlar vermek ve bu yollada onlardan mümkün olduğu kadar çok sayıda ilgiler uyandırmak süretiyle her yönlüa yetişmeyi sağlamaktır. Öğretim öğrencini her şeyden önve dikkatini uyandırmalı ve ele alınan konularda vesile çıkınça ahlaki taleblerde. Bulunabilmeli ve ahlaki davranmaya motive etmelidir.

2.Yönetme :
Herbart yönetme kavarmı ile eğitimde dış düzenin sağlannması sorunlarını ele alır. Buna göre yönetme çocuklardı bir düzen içinde tutmak için başvurulan bir dış tedbirdir.

3.Disiplinleştirme: Bu kavaram alıtnda Herbart çocuğun doğrudan doğruya kalbine ve ruhuna etki eden ve ondan karakter sağlamlığı yaratan hususları ele almaktadır.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
FRİEDRİCH WILLİFELM AUGUST FRÖBEL ( 1782-1852)
Fröbel Hocası olan Pestalozzinin insan eğitimi görüşüne sıkı sıkaya bağlı bulunmaktadır. Fröbel Pestalozzinin Halk eğitimi yoluyla halkın sıhhatli duruma yükseltilmesi konusundaki görüşlerinin etkisiyle bu görüşlerin kendi ülkesinde gerçekleştirmek çabalarına girişmiştir. Bu çabalarına uygğun olan frobil eğitim yoluyla çok yönlü bir şahsiyet birilğini sağlayı amaç edinmişitir. Bu husus onun hümanizma idealidir. Fröbel 1836 yılından itüibaren Fröbel el işleri adını taşıyan oyun malzemelerini çıkardı bunlar okul önceki çağdaki çocukların eğitimi için kullanılacak olan çok değerli oyun metaryelleri kapsamaktadır. Top, küre, küp, silindir, küçük inşaa malzemeleri, bu oyun araçları çocuklarda ruhsal zihinsel fonksiyonlarının gelişmesinin en etkili araçları teşkil etmektedir. Fröbel ayrıcva annelernin söylemesi için bir seri şarkı ve ninniler yazarak “Anne ve Ninni Şarkıları “ adı altında yayınladı bunların dışında Fröbel çeşitlmi dergilerdeki yazıları, konferansları ve verdiği kurslar yoluyla annelerin ilk çoçukluk devresini desteklemek konusunda doğru ve sağlam bir annelik zihniyetinin gelişmesini desteklemeye çalıştı. Böylelikle ilk cağlardan başlıyarak hemen hemen günümüze kadar gecen zam içerisinde avrupadaki eğitimin gelişimaşamalarına kısaca değinmiş olduk

Kaynak : Prof Dr. Kemal AYTAÇ; Avrupa Eğitim Tarihi Marmara Ünv. İlahiyat Fak. Vakfı. Yay. No: 58
21-08-2008 19:17:32 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum Atla:


İletişim | Ana Sayfa | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafifleştirilmiş Sürüm | RSS Beslemesi

 

site ekle

Site Arşiv